Arabuluculuk Bilgi Bankası

Arabuluculuk

Aile Arabuluculuğu – Planlanan Değişiklikler, Güncellemeler ve Tartışmalar

Arabuluculuk ülkemizde giderek hukuki hayatın önemli ve vazgeçilmez bir parçası haline geliyor. Doğal olarak, bu konuda planlanan bazı değişim ve gelişmeler, yaratacakları değişikliklerin nitelikleri nedeniyle tartışma konusu oluyor.

Ülkemizde arabuluculuk konusundaki tartışmaların en yoğun olduğu alan tartışmasız aile arabuluculuğu. Özellikle son on yılda birkaç kez kapsamının genişletilmesi gündeme gelen bu özel arabuluculuk kategorisi, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un Ağustos 2025’te yaptığı açıklamalarla bir kez daha tartışmaların odağına yerleşmiş durumda.

Bu yazımızda, aile arabuluculuğunun dünyada ve ülkemizde şu anda nasıl uygulandığını, planlanan değişikliklerin bu kategoride ne gibi yenilikler getirebileceğini ve bu yeniliklerin farklı bakış açıları tarafından nasıl ele alındığını değerlendirmeye çalışacağız.

Aile Arabuluculuğu Hakkında Önemli Bir Ön Açıklama

Türkiye Arabuluculuk Vakfı olarak, ülkemizde arabuluculuk konusunda farkındalığın artırılması için çalışıyor ve farklı uyuşmazlıklarda bu yöntemin daha çok tercih edilmesini savunuyoruz. Bu yaklaşım, vakfımızın temel varlık amacını ve en temel misyonunu oluşturuyor.

Türkiye Arabuluculuk Vakfı’nın temel argümanı, arabuluculuğun verimli, hızlı ve etkili bir uyuşmazlık çözüm yöntemi olduğu düşüncesine dayanıyor: Sadece aile arabuluculuğu özelinde değil, genel olarak tüm süreçlerde arabuluculuğun yaygınlaşmasını ve daha çok tercih edilmesini önemsiyoruz.

Spesifik olarak aile arabuluculuğu konusunda da, bu sistemin pek çok açıdan çeşitli avantajlar sağlayacağına inanıyoruz. Elbette bu yaklaşımımız, aile arabuluculuğu ile ilgili öne sürülen eleştiri ve endişeleri tamamen yok saymamız anlamına gelmiyor. Bu yazıda, aile arabuluculuğuna karşı öne sürülen argümanların her iki tarafını da objektif olarak ele almaya çalışacağız. Ancak Türkiye Arabuluculuk Vakfı olarak temel görüşümüz, bu sistemin ülkemizdeki yargı süreçlerinin işleyişi açısından olumlu bir adım olacağı yönünde.

Türkiye ve Dünyada Aile Arabuluculuğu Günümüzde Nasıl Uygulanıyor?

Ağustos 2025 itibarıyla Türkiye’de aile arabuluculuğu belli bir oranda uygulanabiliyor. Fakat 6325 numaralı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun aile arabuluculuğu konusundaki kapsamı çok geniş sınırlar içermiyor.

Tamamen ihtiyari olarak ilerleyen aile arabuluculuk süreçleri başta boşanma ve velayet süreçleri olmak üzere, evliliklerin hukuk alanına taşınan asıl boyutları ile ilgili bir düzenleme barındırmıyor. Bu nedenle bu süreçler, şu anda “arabuluculuğa elverişli olmayan” süreçler olarak tanımlanıyor.

Aile arabuluculuğunun şu anki kapsamı görece sınırlı: Özellikle maddi konularda (evliliğin sonlanması durumunda yapılacak olan mal paylaşımı, nafaka / tazminat süreçleri, nişanlanma aşamasında paylaşılan mal ve hediyelerin iade süreçleri, vb.) gibi konularda aile arabuluculuğu gönüllülük esasına bağlı olarak devreye girebiliyor.

Yürürlükte olan yasalar, arabuluculuğu hiçbir noktada dava şartı olarak belirlemiyor. Yine aynı kanunun ilk maddesi, aile içi şiddet iddiası içeren tüm süreçlerin arabuluculuğa elverişli olmadığını açık ve net bir şekilde ortaya koyuyor.

Tüm dünya genelinde aile arabuluculuğunun genel durumunu özetlemek bu yazının kapsamını aşacak olsa da, özellikle AB ülkeleri ve ABD’de bu süreçlerin giderek daha fazla önem kazandığı görülüyor. Bu bölgelerde aile arabuluculuğu zorunlu bir süreç olmasa da, mahkeme süreçleri ile entegre olarak ilerleyebiliyor: Tarafların daha barışçıl çözümlere ulaşabilmeleri için, boşanma davalarında mahkemeler eşleri bir arabulucuya yönlendirip boşanmanın şartlarını belirlemelerine yardımcı olabiliyor.

Özellikle çocuklu ailelerin boşanma süreçlerinde pek çok ülke bilgilendirme amacıyla olsa bile arabuluculuk süreçlerini mahkeme süreçlerine bir ek olarak sunuyor. Örneğin İsveç gibi ülkelerde, çocuk sahibi olan ebeveynlerin boşanma aşamasında bir arabulucu ile birlikte sürecin en iyi nasıl yönetilebileceğine dair zorunlu bir eğitim programına katılması gerekiyor.

AB ülkelerinde uygulanan bu yapılar, sık sık Türkiye’de gündeme gelen aile arabuluculuğu tartışmalarında da örnek olarak gösteriliyor.

Aile Arabuluculuğuna Getirilen Eleştiriler

Yurt dışında örnekler bu kadar yaygınken ve arabuluculuk genel olarak ülkemizde daha çok tercih edilen bir yöntem haline gelirken, neden belli kesimlerde aile arabuluculuğuna karşı özel bir tavır söz konusu? Aile arabuluculuğu sisteminin yasal bir zemine oturtulmasına karşı temel argümanlar birkaç ana konu etrafında şekilleniyor.

En temel argüman, aile içi şiddete odaklanıyor. Mevcut kanun, aile içi şiddet iddiasının olduğu süreçleri halihazırda arabuluculuğa elverişsiz olarak tanımlıyor. Altı çizilmesi gereken en önemli nokta, planlanan yeni yasa tasarısında da da bu konuda herhangi bir değişikliğin öngörülmediği gerçeği: Yeni yasanın hükümleri içinde de, aile içi şiddet iddiasının olduğu senaryoların arabuluculuk ile çözümlenemeyecek şekilde tanımlanması bekleniyor.

Bu konuda eleştirel bir bakış açısına sahip olan hukukçu ve yazarlar, yasanın getireceği bu güvencenin yetersiz kalacağını öne sürüyor. Şiddet konusunun abuluculuk dışında da hassas bir konu olduğuna dikkat çeken argümanlar, Aile Bakanlığı’nın yayımladığı istatistiklere göre şiddete uğrayan kadınların yalnızca %11’inin kurumsal başvuru yaptığı gerçeğini ortaya koyuyor. Kadına karşı şiddetin gerçek anlamda kayıt altına alınmadığı bir ortamda, şiddetin yer aldığı ancak raporlanmadığı evliliklere ilişkin süreçleri arabuluculuk ile çözmek bu argümanlara göre bir risk teşkil ediyor.

Bunun yanı sıra, arabuluculuğun normal şartlarda en önemli avantajlarından bir tanesi olan “gizlilik”, bu noktada bir dezavantaj olarak öne sürülüyor. Mahkeme salonları dışında, tamamen gizli bir şekilde devam edecek görüşmelerde bu konunun tespit edilmesinin imkansız olacağını öne süren kişiler, aynı zamanda psikolojik şiddet, ekonomik şiddet gibi “fiziksel olmayan şiddet kategorilerinin” de kayıt dışı kalacağını iddia ediyor.

Bu argümanların tamamen yersiz olduğunu söylemek mümkün değil. Arabuluculuk süreçlerinin aile hukuku kapsamında önemli avantajları olsa da, şiddet konusunun yasa içinde doğru değerlendirilerek ele alınması, gerekli olduğu durumlarda bu konuyu destekleyecek sistemlerin de kurulması büyük önem taşıyor. Aile arabuluculuğunun verimli ve başarılı bir sistem haline gelebilmesi için, aile içi şiddete ve kadın haklarını ihlale yönelik tüm soru işaretlerinin uzun vadede giderilmesi gerekiyor.

Bir başka önemli argüman da, arabuluculuk süreçleri ile hedeflenen temel konunun boşanma oranlarını azaltmak olduğu yönünde. Bir sonraki bölümde bir “avantaj” olarak da ele alabileceğimiz bu görüş, aslında arabuluculuğun “tarafları barışmaya zorlayan bir süreç” olarak yanlış anlaşılmasından kaynaklanıyor.

Şiddet iddialarının doğru değerlendirilmesi arabuluculuk süreçleri ile ilgili dikkatle incelenmesi gereken bir konu olarak öne çıkarken, bu iddiaların objektif anlamda bir zemini bulunmuyor: Arabuluculuk, geleneksel yargı yöntemlerine göre daha farklı çözüm yöntemleri sunsa da, tarafların barışmasına veya boşanmaktan vazgeçmesine yönelik zorlama içeren herhangi bir yönteme dayanmıyor.

Aile Arabuluculuğunu Destekleyen Fikirler

Aynı konuyu işin pozitif tarafından ele alacak olursak, aile arabuluculuğunu en büyük avantajı taraflar arasında daha hızlı ve daha barışçıl yöntemler ile çözüme ulaşmayı sağlaması olarak öne çıkıyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un bu yazımızda yer verdiğimiz açıklamaları da bu görüşü destekliyor. Geleneksel yargı süreçlerinin yarattığı gerginlik ile karşı karşıya kalan taraflar, ilişkileri boşanma noktasında olmasa bile, bu sürecin başlangıcından itibaren birbirlerine karşı tavırları, sundukları iddianameler ve yazdıkları dilekçelerde yer verdikleri ithamlarla geri dönülemez bir noktaya doğru ilerleyebiliyor. Bu noktada aile arabuluculuğunun devreye girmesi, özellikle çocuklu evliliklerde ailelerin kendi istekleriyle boşanma kararından geri dönebilmesinin yolunu açıyor.

Hukukçu Cengiz Hortoğlu’nun bu konuları ele alan açıklamaları önemli noktalara değiniyor:

Arabuluculuk ‘zorla barıştırma’ gibi algılanıyor ancak böyle olmak zorunda değil. ‘Arabuluculuk’, çiftler arasındaki çatışma daha başındayken, aile mahremiyeti duruşmalara henüz yansımamış ve uzun yargılamalar başlamamışken, boşanmanın medeni sınırlar içinde, ihtilafa düşmeden tamamlanmasını amaçlar.

Arabuluculuksa bu süreci, tarafların birbirine saygı içinde tamamlaması ya da sürece devam etmesini sağlar. Devam etmesi dememin sebebi de şu; boşandıktan sonra, ‘keşke boşanmasaydım’, ‘sudan sebeplerden ayrıldık’ gibi düşünceler olabiliyor. (…) arabuluculuk bu ‘keşke’lerin de önüne geçebilir.

İstenmediği halde, evlilik birliğinin hukuk nezdinde devam ediyor oluşu, her iki tarafın da yeniden evlenme, hayat kurma hakkına aykırı. Dolayısıyla maddi taleplerin boşanma davasından ayrılarak, farklı bir dava olarak devam etmesi boşanma davası sürelerini kısaltacaktır.

Özellikle çocukların olduğu senaryolarda, çocukların iyiliğini ön plana koyarak, tarafların barışçıl bir şekilde iletişim kurmasını sağlayarak ilerleyecek arabuluculuk çözümleri bu alanda büyük bir potansiyel sağlıyor.

Bu durumlar, ailelerin sonuç olarak boşanmaya karar vermeleri halinde bile barışçıl süreçlerle iletişim kurmasını daha da önemli hale getiriyor. Taraflar kendilerine yeni bir hayat kursa bile, çocukları nedeniyle sürekli iletişimde kalacak olmaları, boşanma sürecini barışçıl ve medeni bir şekilde yürütmeyi kritik hale getiriyor. Aile arabuluculuğu, bu anlamda mahkeme salonlarına göre daha güçlü bir potansiyel taşıyor.

Elbette barışçıl süreçlerin yanında aile arabuluculuğunun mahkemeler üzerindeki yoğunluğu azaltma potansiyeli belki de en büyük avantaj olarak dikkat çekiyor. Uzun yıllar sürebilen, iç içe geçen farklı davalara yayılabilen bu süreçler, hem taraflar arasındaki bu olumsuz durumun çok uzun süre almasına, hem de mahkemeler üzerinde ciddi bir yük yaratılmasına sebep oluyor.

Aile arabuluculuğunun yasal bir zemine oturtularak boşanma davaları ile entegre edilen çözümler olarak sunulması, bu yönde de olumlu süreçler vaadediyor.

Sonuç: Aile Arabuluculuğu Faydalı Olacak Mı?

Özellikle son dönemde verilen demeçler, uzun yıllardır gündemde olan aile arabuluculuğunun 2025 yılında yeni bir yasa ile hayatımıza girebileceğinin sinyallerini veriyor.

Türkiye Arabuluculuk Vakfı olarak, buna elverişli olan tüm süreçlerde arabuluculuğun daha yaygın olarak kullanılmasını olumlu bir durum olarak görüyor ve bu yönde atılan tüm adımlara destek veriyoruz.

Bu nedenle aile arabuluculuğunun da, haklı endişeleri ortadan kaldıracak ve dünyadaki başarılı örnekleri baz alınarak tasarlanmış bir model ile ülkemizde de etkili bir yöntem olacağına inanıyoruz.


Kaynakça

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6325.pdf

https://t24.com.tr/haber/aile-arabuluculugu-nasil-isleyecek-destekleyenler-ve-karsi-cikanlar-ne-diyor,1255480

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3971274

https://www.bbc.com/turkce/articles/cy4ddq2knv8o