
Son yıllarda, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların mahkeme dışında çözüldüğü alternatif uyuşmazlık çözümleri giderek önem kazanıyor. Hem mahkemeler üzerindeki yükü azaltan, hem de tarafların daha hızlı çözümlere ulaşmasını mümkün kılan bu çözümler içinde tahkim ve arabuluculuk en çok öne çıkan iki alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemini oluşturuyor.
Bu yazımızda, tahkim ve arabuluculuğun ne olduğunu, hangi açılardan birbirlerinden ayrıldığını ve hangi senaryolarda hangi yöntemi tercih etmeniz gerektiğini detaylı bir şekilde açıklamaya çalışacağız.
Arabuluculuk Nedir?
Arabuluculuk, uyuşmazlık içindeki tarafların yaşadıkları problemleri tarafsız bir üçüncü kişi (arabulucu) ile çözüme kavuşturmaya çalıştıkları yöntemdir.
Arabuluculukta taraflar kendi iradeleri ile ortak bir zeminde buluşmaya ve sorunlarını varacakları bir anlaşma ile çözümlemeye çalışır. Her iki taraf da kendi bakış açılarını ve argümanlarını destekleyen bilgi, belge ve kanıtları arabulucu ile paylaşır. Yapılan görüşmeler sonrasında eğer anlaşma sağlanırsa, anlaşmanın şartlarına göre bir belge imzalanır. Aksi takdirde süreç farklı yargı mercilerine, örneğin mahkemelere gidebilir.
Süreç, tamamen gönüllülük esasına dayanır: Günümüzde arabuluculuğu teşvik etmek için bazı uyuşmazlık türlerinde zorunlu arabuluculuk uygulaması yapılsa da (dava şartı arabuluculuk) bir anlaşmaya varıp varmamak tamamen tarafların inisiyatifindedir.
Tahkim Nedir?
Tahkim, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı mahkemeler yerine kendi belirlemiş oldukları özel hakemlerle çözüme ulaştırmalarına imkan sağlayan bir yöntemdir.
Bu yöntem kapsamında, taraflar tüm belge ve kantılarını bir hakem veya hakem heyetiyle paylaşır. Genellikle tarafların güvendiği, uyuşmazlık alanında uzman kişilerden oluşan bu hakem heyeti, tarafların ifadelerini ve sunduğu belgeleri inceledikten sonra süreçle ilgili bir karar verir.
Tahkim yöntemini tercih eden taraflar, alınacak kararların tıpkı bir mahkeme kararı gibi bağlayıcı olduğunu önceden kabul eder. Bu nedenle bağımsız hakemler tarafından verilen kararlar kesin ve net bir şekilde uygulamaya konulur.
Tahkim ve Arabuluculuk Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
Tahkim ve arabuluculuk arasındaki en önemli fark, karara ulaşma şekline dayanır.
Arabuluculuk süreçlerinde, arabulucu taraflar adına karar alma veya onlara net ve bağlayıcı bir çözüm sunma yetkisine sahip değildir.
Arabulucunun temel görevi, tarafların iletişim kurmasını kolaylaştırmak ve onları ortak bir zeminde buluşturmaya çalışmaktır. Süreç sonunda ortak bir anlaşma sağlandığında, bu kararı veren tarafların kendisi olur.
Arabuluculuk süreçlerinde net bir karar çıkması veya tarafların anlaşması gibi bir zorunluluk yoktur. Süreç sonunda taraflar anlaşamazsa, arabuluculuk süreci bir anlaşma olmadan da tamamlanabilir.
Tahkim süreçlerinde ise tarafların karar alma yetkisi yoktur. Karar, bağımsız hakem veya hakem heyeti tarafından alınır. Taraflar, uyuşmazlığa ilişkin kendi ellerindeki bilgileri bu hakem heyetine sunduktan sonra çıkacak kararın bağlayıcı olduğunu önceden kabul eder. Bu yapı nedeniyle, tahkim süreçleri mutlaka bir karar ile sonuçlanır.
Tahkim ve Arabuluculuk Arasındaki Benzerlikler Nelerdir?
Bu önemli farklara rağmen, her iki süreç de belli açılardan klasik mahkeme yöntemlerinden ayrılır. Sunulan temel avantajlar bakımından da, tahkim ve arabuluculuk süreçleri benzerlikler taşımaktadır.
Her iki süreç de klasik mahkeme süreçlerine göre daha hızlı ilerler. Süreçler genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içinde sonuçlanır. Bu konuyla da paralel olarak, hem tahkim hem de arabuluculuk süreçleri mahkeme süreçlerine göre daha az maliyetlidir.
Aynı şekilde, her iki çözüm de genellikle gizlilik esasına dayanır. Mahkeme süreçlerinin aksine, bu süreçler merkezdeki uyuşmazlığı kamuya açmadan ilerler.
Yine mahkeme süreçlerinden farklı olarak, her iki yöntem de taraflara uyuşmazlık konusunda daha fazla kontrol sağlar. Arabuluculukta, anlaşma yapma kararı tamamen tarafların inisiyatifindedir. Tahkim süreçlerinde kararı verecek olan hakem heyeti olsa da, bu heyeti belirleyen tarafların kendisidir.
Son olarak, her iki süreç de geleneksel yargı süreçlerine göre daha dostane ve barışçı şekilde ilerler. Bu nedenle genellikle her iki süreç de uzun vadeli ilişkilerin korunması açısından verimlidir.
Tahkim Hangi Durumlarda Tercih Edilir? Arabuluculuk Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Bir uyuşmazlığın tahkim veya arabuluculuğa uygun olup olmadığını belirlemek için durumu spesifik olarak incelemek ve uyuşmazlığın kategorisini doğru şekilde değerlendirmek gerekir.
Mevcut yasalara göre, her iki alternatifin de seçilebilmesi için sağlanması gereken bazı şartlar vardır.
Bir uyuşmazlık sürecinde tahkim yönteminin seçilebilmesi için, bunun tarafların üzerinde serbestçe anlaşmaya varabileceği “özel” bir uyuşmazlık olması gerekir. Yani kamu düzenini, cezai yaptırımları, kişisel statüleri ilgilendiren konular tahkime konu olamaz.
Tahkim süreçleri, özellikle karmaşık ticari sözleşmelerde, ortaklık ve yatırım anlaşmalarında, sigorta ve finans uyuşmazlıklarında tercih edilmektedir. Özellikle uluslararası ticari ilişkilere bağlanan uyuşmazlıklar, tahkim süreçleri için yaygın konu başlıklarıdır.
Arabuluculuk ise, daha çok iş uyuşmazlıkları (işe iade, tazminat, fazla mesai, vb.), tüketici uyuşmazlıkları ve gayrimenkul uyuşmazlıkları gibi konularda tercih edilir. Türkiye’de, bu kategorilere giren süreçlerde arabuluculuk şu anda “dava şartı” olarak uygulanmaktadır. Bir başka deyişle, böyle bir uyuşmazlık içinde bulunan taraflar arabuluculuk yöntemini denemeden birbirlerine dava açamamaktadır.
Zorunlu olmayan durumlarda da taraflar hızlı ve dostane çözümler için arabuluculuğa başvurabilmektedir. Örneğin komşuluk ilişkileri, miras paylaşımı, aile içi mal paylaşımı gibi konularda arabuluculuk sıklıkla tercih edilmektedir.
Genel bir özet olarak, taraflar arasında bağlayıcı ve mahkeme kararı niteliğinde bir karar istendiğinde tahkimin, tarafların kendi iradeleriyle anlaşmayı deneyecekleri süreçler için arabuluculuğun daha etkili bir yöntem olduğu söylenebilir. Tahkim, özellikle teknik veya ticari nitelikteki, kesin sonuca ulaştırılması gereken süreçlerde tercih edilirken, arabuluculuk özellikle duygusal ve iletişim kaynaklı problemlerde, daha esnek çözümler sunar.
Özet
Tahkim ve arabuluculuk, 2020’li yılların hukuk dünyasında hem Türkiye’de, hem de dünya genelinde giderek vazgeçilmez çözüm yöntemleri haline gelmektedir. Bu süreçler arasındaki fark ve benzerlikleri aşağıdaki tablodan daha hızlı bir şekilde inceleyebilirsiniz.
| Başlık | Tahkim | Arabuluculuk |
|---|---|---|
| Alınan Karar | Kesindir, mutlaka bir karara ulaşılır | Tarafların inisiyatifine bağlıdır. Taraflar anlaşamazsa karar çıkmak zorunda değildir |
| Karar Veren | Hakem veya Hakem Heyeti | Tarafların kendileri |
| Bağlayıcılık | Kesin ve mahkeme kararı niteliğindedir | Taraflar isterse bağlayıcı hale gelebilir |
| Gizlilik | Genellikle gizlidir | Tamamen gizlidir |
| Zorunluluk | Genellikle uyuşmazlığın ortaya çıkmasından önce, sözleşme ile zorunlu kılınır | Bazı dava kategorilerinde arabuluculuğun “denenmesi” zorunludur. Bunun dışında gönüllülük esasına dayanır. Anlaşma yapmak her zaman gönüllülük esasına bağlıdır. |
| Zaman ve Maliyet | Orta düzeydedir, mahkeme süreçlerinden hızlı ve daha az masraflıdır | Hem mahkeme süreçlerine, hem de tahkim süreçlerine göre daha hızlı ve daha az masraflıdır |
Alternatif uyuşmazlık çözümleri hakkında daha fazla bilgi almak ve kendi süreçleriniz konusunda detaylı olarak konuşmak için bizimle her zaman iletişime geçebilirsiniz.