
Türkiye Arabuluculuk Vakfı olarak temel faaliyetlerimizden bir tanesi, Türkiye’de arabuluculuk kültürünü yaygınlaştırmaya ve çözümlerin daha yakından tanınmasını sağlamaya dayanıyor.
Bu amaç doğrultusunda kaleme aldığımız “Arabuluculuğun Avantajları” yazı serimizin ikinci halkasında, arabuluculuğun sunduğu temel avantajlardan bir tanesine yoğunlaşacağız: Arabuluculuğun yarattığı tasarruf imkanı.
Mahkeme süreçlerine göre çok daha esnek ve hızlı bir şekilde ilerleyen arabuluculuk görüşmeleri, bu durum ile paralel olarak taraflar üzerinde çok daha düşük bir ekonomik yük yaratıyor. Arabuluculuğun belli alanlarda zorunlu hale getirilmesinin yanı sıra yarattığı bu ekonomik avantaj, kişi ve kurumlar tarafından daha çok tercih edilmesinin temel sebeplerinden de birisini oluşturuyor.
Arabuluculuğun mahkeme süreçlerine göre daha az maliyetli olmasının arkasındaki sebepleri değerlendirmek için, yazı serimizin bir önceki halkasında bıraktığımız noktadan, bu süreçlerin mahkemelere göre çok daha hızlı ilerlemesinden başlayacağız.
Bir Önceki Yazı: Arabuluculuğun Avantajları: Hızlı Çözüm İmkanı
Hızlı Çözüm İmkanı = Daha Az Maliyet
Yazı serimizin ilk halkasında detaylı olarak değerlendirdiğimiz gibi, arabuluculuğun mahkemelere göre çok daha hızlı ilerlemesi bu yöntemin sunduğu avantajların başında geliyor.
Mahkeme süreçlerindeki yoğunluk ve takip edilmesi gereken usüller nedeniyle, basit bir dava bile taraflar arasındaki uyuşmazlığın aylarca, hatta yıllarca devam etmesi anlamına geliyor. Süreç uzadıkça, tarafların üzerindeki ekonomik yük de giderek artıyor. Mahkeme için yapılması gereken masraflar, avukat ücretleri ve davadan davaya değişiklik gösterecek ek masraflar bu süreçleri oldukça pahalı hale getiriyor. Özellikle temel konunun para olduğu duruşmalarda, yaşanan maddi kayıpların hızlı bir şekilde telafi edilememesi de davaların ekonomik yükünü artırıyor.
Arabuluculuk görüşmeleri ise, çoğu zaman mahkemelerle karşılaştırılamayacak bir süratle çözüme ulaşıyor. Bir uyuşmazlığın giderilmesi için yıllarca beklemek yerine bir kaç hafta içinde çözüme ulaşmak, sadece zamanlama açısından bile yapılacak tasarruf oranını ciddi anlamda artırıyor.
Arabuluculuğun Ortadan Kaldırdığı Masraflar
Geleneksel yargı süreçlerinde maliyet kalemleri yalnızca avukat ücretleri veya dava harçları ile sınırlı kalmıyor. Mahkemelerin işleyiş yapısı gereği ortaya çıkan “yargılama giderleri”, çoğu zaman davanın başında öngörülemeyen ve giderek büyüyen bir maliyet tablosu oluşturuyor.
Dava açılış harçları, tebligat giderleri, tanık ücretleri, keşif masrafları ve özellikle teknik konularda başvurulması zorunlu hale gelen bilirkişi ücretleri, yargı sürecinin maliyetini katlayan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Üstelik dava süreci istinaf veya temyiz gibi üst mahkemelere taşındığında, bu masraflar katlanarak artmaya devam ediyor.
Arabuluculuk süreci ise, bu formalitelerin ve katı prosedürlerin birçoğundan arındırılmış yapısıyla öne çıkıyor. Taraflar, çözüm için gerekli görmedikleri sürece bilirkişi incelemesi, keşif veya tanık dinletme gibi masraflı prosedürlere başvurmak zorunda kalmıyor.
Sürecin daha sade ve esnek olması, yargılamanın getirdiği bu “görünmeyen” maliyet kalemlerini neredeyse tamamen ortadan kaldırıyor.
Örnek Ücret Karşılaştırması
Buna karşın, arabuluculuk süreçlerinde masraflar yalnızca arabulucu ücretlerinin ödenmesi ile sınırlı kalıyor. Her sene Adelet Bakanlığı tarafından açıklanan tarifeye göre uygulanan ve mahkeme süreçlerinin aksine tarafların – aksi yönde bir anlaşma olmadığı takdirde – paylaştığı masraflar, mahkeme süreçlerine göre çok daha makul bir ekonomik tablo yaratıyor.
Arabuluculuk süreçlerinde, tarafların ortak kararı olmadığı sürece bilirkişi raporları veya benzeri usüllerin uygulanması yönünde bir zorunluluk bulunmuyor. Aynı zamanda mahkemelerde çok sık karşılaşılan vekalet ücretleri, tebligat giderleri ve benzeri yargılama masrafları da süreç içinde gündeme gelmiyor.
Hem dava süreçleri, hem de arabuluculuğa konu olan uyuşmazlıklar neredeyse her senaryoda benzersiz masraf yapıları ortaya çıkartıyor. Örneğin iki kişi arasındaki basit bir uyuşmazlığın arabuluculuk gideri ile, yirmi beş farklı hak sahibinin bir arsayı paylaşma konusundaki uyuşmazlığının masrafı elbette birbirinden farklılık gösteriyor.
Bu nedenle arabuluculuğun mahkeme süreçlerine kıyasla ne kadar tasarruf imkanı yarattığını somut bir karşılaştırma ile ele almaya çalışmak, okuyucularımızı yanlış bilgilendirme riskini taşıyor. Bununla birlikte, genel olarak arabuluculuğun mahkeme süreçlerine kıyasla %60 – 70’e varabilen oranda daha ucuz olduğunu söylemek mümkün.
Kamu Tasarrufu
Arabuluculuğun yarattığı tasarruf imkanı, sadece kişi ve kurumların tasarrufu ile de sınırlı kalmıyor. Alternatif uyuşmazlık çözümlerinin varolmadığı senaryoda doğrudan dava açılması yoluyla giderilecek uyuşmazlıkların mahkeme salonları dışında çözülmesi aynı zamanda kamu tasarrufu açısından da ciddi imkanlar yaratıyor.
Uyuşmazlıkların mahkeme salonları dışında çözülmesi, devletin yapacağı mahkeme masraflarında ciddi bir azalma sağlıyor. Hatta arabuluculuk ile çözülebilecek uyuşmazlık sayılarının öngörülmesi ile, belli noktalarda ek mahkemelerin kurulması ihtiyacının bile önüne geçilebiliyor.
Sitemizde yakın zamanda yer verdiğimiz bu haber yazısından okuyabileceğiniz gibi, son dönemde çözümlerin mahkeme salonları yerine arabuluculuk ile çözülebilmesi, kamuda milyarlarca liranın harcanmaması anlamına geliyor. Ekonomik katkısının yanı sıra, arabuluculuk mahkemeler üzerindeki yükü azaltarak hem mevcut davaların daha sağlıklı bir şekilde yönetilebilmesini, hem de bu kaynakların gerçekten mahkeme süreçlerine ihtiyaç duyan uyuşmazlıklara ayrılabilmesini sağlıyor.
Sonuç
Arabuluculuk süreçleri, mahkeme süreçlerine göre çok daha hızlı ve çok daha ekonomik bir şekilde sonuca ulaştığı için, bir uyuşmazlık içinde yer alan kişi ve kurumlara ciddi tasarruf imkanı yaratıyor. Bu da, arabuluculuğun giderek yaygınlaşmasının arkasındaki önemli itici güçlerden birisini oluşturuyor.
Hukuk ile ilgilerinden bağımsız olarak, tüm vatandaşların uyuşmazlıklarını arabuluculuk ile çözebileceğini bilmesi kişilerin kendi ekonomilerini yönetebilmeleri açısından da büyük önem taşıyor.
Yazı serimizin bir sonraki halkasında, arabuluculuğun dünya genelinde öne çıkan en büyük avantajlarından bir diğerine, süreçlerdeki “gizliliğin” korunmasına yoğunlaşacağız.