Arabuluculuk Bilgi Bankası

Arabuluculuk

Arabuluculuğun Geleceği: Önümüzdeki Yıllarda Beklenen Gelişmeler

Arabuluculuk, geride bıraktığımız son on beş sene içinde hem dünya genelinde hem de Türkiye’de ciddi bir ivme kazandı. Bu yükseliş, alternatif uyuşmazlık çözümleri içinde arabuluculuğu özellikle dikkat çeken bir konuma yükseltirken, aynı zamanda bu yöntemi kullanarak elde edilen çözümlerin yasal bir zemine oturtulması konusunda da kayda değer gelişmeler yaşandı.

Bu yazıda, yakın gelecekte arabuluculuğu etkilemesini bekleyen bazı konu başlıklarını ele alarak, önümüzdeki yıllarda ne gibi gelişmeler yaşanmasını beklediğimize kısaca değineceğiz.

Teknolojik Gelişmeler: Yapay Zeka

Teknoloji, günümüzün en temel değer yaratma amaçlarından bir tanesi haline gelmiş durumda. Bu nedenle sadece hukuk alanında değil, herhangi bir sektörde teknolojik gelişmeleri yok saymak mümkün değil. 2020’li yılların en büyük teknolojik patlaması olarak değerlendirilen yapay zeka, bu açıdan arabuluculuk için de heyecan verici potansiyeller yaratıyor.

Yapay zekanın etkileyici potansiyeli, şimdiden birçok endüstride vazgeçilmez hale gelmiş durumda. Arabuluculuk alanında da bu teknolojinin alternatif çözümler üretme potansiyeli, görüşmeler öncesinde incelenmesi gereken çok sayıda belgenin önemli boyutlarını ortaya koyabilmesi ve genel olarak veri işleme sürati, önümüzdeki yıllarda arabuluculukta kayda değer gelişmelerin yaşanmasını mümkün kılıyor.

Arabulucuların yapay zeka yardımıyla daha fazla müşteriye hizmet verme ihtimali de, arabuluculuğun dünya genelinde yayılma hızını artırabilecek bir başka gelişme alanı yaratıyor. Günümüzde yapay zeka konusunda hissedilen heyecan ile, belli noktalarda yapay zekanın kendi başına arabuluculuk yapabileceği gibi önermeler de ortaya atılıyor. Daha önceden ilgili yazımızda değindiğimiz gibi, sürecin bu noktaya gelmesini şimdilik engelleyen bazı unsurlar var. Bu kadar dramatik bir değişim yakın vadede gerçekleşmeyecek olsa da, yapay zekanın arabuluculuğu değiştiren önemli bir teknoloji haline gelmesi kaçınılmaz gözüküyor.

Teknoloji: Online Uyuşmazlık Çözümleri (ODR)

İlk bakışta yapay zeka kadar tanıdık veya heyecan verici gözükmese de, arabuluculuk için ciddi potansiyel yaratan bir başka alan da “Online Dispute Resolution” (Çevrimiçi Uyuşmazlık Çözümleri, “ODR”) olarak adlandırılan süreçlerin yaygınlaşması.

ODR, en genel tanımla taraflar arasındaki uyuşmazlıkların internet tabanlı platformlar aracılığıyla çözülmesini ifade ediyor. Bu platformlar, e-ticaret gibi bazı spesifik konularda günümüzde bile çok yaygın olarak kullanılıyor. Tarafların fiziksel olarak bir araya gelmesine gerek kalmadan arabuluculuk süreçlerinin yürütülmesini mümkün kılan ODR altyapıları, uluslararası anlaşmazlıkların da çok daha hızlı bir şekilde çözülebilmesini sağlıyor.

Bu genel tanım, ODR’yi “klasik arabuluculuk süreçlerinin video konferans ile gerçekleştirilmesi” gibi temel bir düşünceye indirgememeli. Zira ODR altyapıları, yalnızca mekansal kısıtları ortadan kaldırmakla kalmıyor, aynı zamanda tarafların uyuşmazlıklarını farklı zamanlarda, farklı kontratlarla, güvenli belge – bilgi paylaşımıyla yapabilmesine imkan veriyor. Klasik arabuluculuk süreçlerinin aksine süreçlerin “asenkron” olarak ilerleyebilmesi, “kör teklif” gibi tekniklerle alternatif çözüm yöntemleri gerçekleştirmesi, hatta yapay zeka ile entegre olarak uyuşmazlığın yoğunlaştığı temel konu ve başlıkları bağımsız olarak ele alabilmesi ile, ODR arabuluculuğun icra edilebileceği yapıları yeniden düşünmeyi gerektiriyor.

Arabuluculuk pratiğini; erişim kolaylığı, süreç tasarımı, ölçeklenebilirlik ve veri kullanımı gibi yönlerden kayda değer bir gelişim sürecine sokan ODR’nin önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşması bekleniyor.

Yasalar ve Zorunluluklar

Sektörel konuların geleceği ile ilgili tahminlerde bulunmaya çalışırken, bu süreçlerin ileride yaşanacak teknolojik gelişmelere ve dijital dönüşümlerle sınırlı kalması yaygın bir durum. Arabuluculuk tarafında ise, yapısal ve hukuki değişiklikler en az dijital imkanlar kadar heyecan yaratıyor.

Son yıllarda ülkemizde de pek çok örneğini gördüğümüz gibi, arabuluculuk dünya genelinde pek çok yerde yasal zeminlere oturtulmuş durumda. Böylece, arabuluculuk ile alınan kararların yasa önünde mahkeme kararları ile denk olarak değerlendirilmesinin yolu açılıyor.

Yine hem ülkemizden, hem de dünya genelinden tanıdığımız bir senaryo olarak, mahkemeler üzerindeki büyük iş yoğunluğu arabuluculuk için ek fırsatlar anlamına geliyor. Bu yükü hafifletmek isteyen yargı mercileri, pek çok uyuşmazlık tipi için arabuluculuğu bir zorunluluk olarak değerlendirmeye başlamış durumda. Türkiye’de de “dava şartı arabuluculuk” gerektiren süreçlerin sayısı az değil.

Arabuluculuğun yasal olarak uygulanabileceği alanların giderek artması ve belli uyuşmazlık kategorilerinde arabuluculuğun dava şartı haline getirilmesi önümüzdeki yıllarda giderek yayın hale gelecek bir durum. Bu da arabuluculuğun önemli bir uyuşmazlık çözümü haline gelmesinin güçlü sinyallerini veriyor.

Uluslararası Anlaşmalar

Yukarıdaki başlıkla da doğrudan alakalı olarak, arabuluculuk sadece ülkeler içinde yasal konumunu güçlendirmekle kalmıyor. Yapılan önemli uluslararası anlaşmalar, arabuluculuğun sınırlar ötesinde de yürütülebilmesini ve ulaşılan çözümlerin uluslararası icra edilebilir kararlar niteliği kazanmasını sağlıyor.

Günümüzde, bu alanda imzalanmış en önemli anlaşma Birleşmiş Milletler tarafından başlatılan Singapur Konvansiyonu. Türkiye’nin de dahil olduğu bu anlaşma, hızlı bir şekilde yeni ülkelerde de yürürlüğe giriyor. Singapur Konvansiyonu’nun arabuluculuk için önemi azımsanamayacak boyutta. Bu anlaşma sayesinde, özellikle uluslararası ticaret alanında yaşanan anlaşmazlıklar rahatlıkla arabuluculuk yöntemi ile çözülebiliyor ve yasal olarak yürütülebiliyor.

Önümüzdeki yıllarda, hem Singapur Konvansiyonu’na daha fazla ülkenin dahil olması, hem de benzer uluslararası anlaşmalarla arabuluculuğun sınırlar ötesi icra edilebilirliğinin artması bekleniyor. Bu da arabuluculuğu yalnızca yerel olarak değil, uluslararası hukukta da başvurulabilecek bir yöntem haline getiriyor.

Bilinçlendirme Faaliyetleri

Tüm bunların yanı sıra, arabuluculuk konusunda bilinçlendirme faaliyetlerinin sayısı da giderek artıyor. Bu yöntem hukuki zeminde giderek meşruiyet kazandıkça, kişi ve kurumları bunun uyuşmazlık çözümünde etkili, verimli ve avantajlı bir yöntem olduğu konusunda bilgilendirmek büyük önem kazanıyor.

Türkiye Arabuluculuk Vakfı’nın da temel misyonları arasında yer alan bu gibi çalışmalar, arabuluculuk ile ilgili farkındalığı artırıyor. Sonuç olarak arabuluculuk, giderek daha fazla kişinin bildiği ve geleneksel yargı yöntemleri yerine tercih ettiği bir yöntem haline geliyor.

Bu çalışmalar da arabuluculuğun gelecekte kazanacağı önem konusunda büyük potansiyel taşıyor. Daha fazla kişi ve kurumun arabuluculuk süreçlerinin ne olduğunu bildiği, bu süreçlerin yapısını gerçekten anladığı bir dünyada, arabuluculuk ile çözülen uyuşmazlık sayısının da giderek artacağı öngörülüyor.

Sonuç

Arabuluculuk, hem teknolojik gelişmeler hem de hukuki düzenlemelerle birlikte her geçen gün daha güçlü bir zemine oturuyor. Yapay zekâ ve çevrimiçi uyuşmazlık çözümleri gibi yenilikler, bu yöntemi daha erişilebilir ve verimli hale getirirken; ulusal yasalar, uluslararası anlaşmalar ve artan bilinçlendirme çalışmaları arabuluculuğun meşruiyetini ve tercih edilirliğini pekiştiriyor.

Bu veriler ve mevcut ivme ışığında arabuluculuğun, önümüzdeki yıllarda yalnızca “alternatif” bir yöntem değil, uyuşmazlıkların çözümünde en önemli başvuru yollarından biri haline geleceği rahatlıkla öngörülebilir.