
Günümüzde arabuluculuk başta olmak üzere, alternatif uyuşmazlık çözümleri hukuk içinde giderek daha önemli yer tutmakta; bu çözümler dünya çapında pek çok ülkede geleneksel hukuki süreçler yerine tercih edilmektedir. Bununla birlikte, mevcut yasal düzenlemeler her uyuşmazlığın arabuluculuk süreçleri ile çözülmesine imkan tanımamaktadır.
6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu’nun 1’inci maddesinde açıkça belirtildiği üzere, yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden kaynaklanan özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuğun konusu olabilir. Bu maddeyle, arabuluculuk sisteminin temel sınırları çizilmiş ve hangi tür ihtilafların bu süreçten yararlanabileceği netleştirilmiştir. Ancak bazı uyuşmazlık türlerini açık bir şekilde kapsam dışında bırakılmış, bu uyuşmazlıkların arabuluculuk yöntemiyle çözümlenmesini hukuken mümkün kılınmamıştır. Aşağıda, arabuluculuk sürecine uygun olmayan ve kapsam dışında tutulan başlıca konu başlıkları detaylı şekilde ele alınmaktadır.
Kamu Hukukundan Kaynaklanan Uyuşmazlıklar
Arabuluculuk yöntemi, sadece özel hukuk alanındaki anlaşmazlıklara yönelik olarak uygulanabilecek bir süreçtir. Bu çerçevede, kamu hukuku çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlıklar doğrudan kapsam dışında kalır.
İdari Yargı Davaları: Özellikle tam yargı davaları ile iptal davaları gibi kamu makamlarının işlem veya eylemlerine karşı açılan davalar, idarenin yetki ve sorumluluğu ile ilgili olduğundan dolayı arabuluculuk kapsamına alınmaz. Çünkü bu tür davalarda kamu yararı öncelikli olup, bireylerin serbest tasarruf yetkisini aşan hususlar gündeme gelmektedir.
Vergi Hukuku Uyuşmazlıkları: Vergi cezaları, vergi borçları veya alacaklarına ilişkin ihtilaflar gibi kamu gelirlerini doğrudan etkileyen konular, yine kamu düzeni kapsamında değerlendirildiğinden, arabuluculuğun konusu olamaz. Zira bu tür vergiye dair yükümlülükler bireyler arası değil, birey ile devlet arasındaki kamu ilişkilerine dayanır.
Bu düzenlemelerin amacı, kamu yararını ilgilendiren ve idari düzeni etkileyen uyuşmazlıkların, gönüllülük ve gizlilik esaslarına dayalı alternatif çözüm yollarıyla değil, doğrudan resmi ve yetkili yargı organlarınca çözümlenmesini sağlamaktır.
Ceza Hukuku ve Aile Hukukunda Bazı İstisnalar
Büyük Çaplı Ceza Davaları: Ceza Mahkemelerinde görülen ve büyük çapta suç unsuruna dayalı olarak açılan davalar, kamu düzeni ve cezalandırma amacı taşıdığından ötürü, arabuluculuk kapsamına dahil edilmez. Bununla birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde yürütülen uzlaştırma uygulamaları ise, ayrı ve özel bir düzenleme alanıdır.
Aile İçi Şiddet İddiaları: Arabuluculuk Kanunu’nun 1/2. maddesi gereği, aile içi şiddet iddiası içeren hiçbir uyuşmazlık, arabuluculuğun konusu olamaz. Bu düzenleme, şiddet mağdurlarının korunması ve sürece eşit şartlarda katılımının sağlanamaması nedeniyle getirilmiştir.
Bununla birlikte, aile hukuku alanındaki pek çok diğer uyuşmazlık arabuluculuk yöntemiyle çözülebilmektedir. Bu konuda daha detaylı bilgi için, ilgili yazımızı inceleyebilirsiniz.
Çocuğun Velayeti ve Nüfus İşlemleri: Çocuğun velayetinin belirlenmesi, nüfus kaydının düzeltilmesi veya yeniden düzenlenmesi gibi kişisel statüye ilişkin davalar da kamu düzenine ve kişilik haklarına doğrudan temas ettiği için, arabuluculuğun kapsamı dışında bırakılmıştır. Aile hukukunun mal rejimi, nafaka gibi bazı konularında arabuluculuk mümkün olsa da kişilik statüsüne ve kamu düzenine ilişkin işlemler bu istisnalar arasında yer almaktadır.
Sosyal Güvenlik ve Tespit Davaları
Arabuluculuk Kanunu’nun uygulama alanı, tarafların serbest iradeleriyle üzerinde tasarruf edebilecekleri hukuki işlem ve ilişkilerle sınırlı tutulmuştur. Bu sebeple:
Hizmet Tespiti Davaları: İşçinin fiilen çalıştığı sürenin tespiti gibi iş hukukundan doğan sosyal güvenlik ihtilafları, devletin sosyal güvenlik yükümlülüklerini doğrudan etkilediğinden, arabuluculukla çözümlenemez.
Diğer Tespit Davaları: Mirasçılık belgesi alınması, nüfus kaydının düzeltilmesi gibi yalnızca kamu kurumlarının yetki alanına giren ve tarafların iradesiyle şekillenmeyen davalar da bu kapsamın dışındadır.
Tespit davalarının özü, kamu gücünün verdiği kararları esas alması nedeniyle, arabuluculuğun pazarlık esasına dayanan çözüm mantığıyla çelişir.
Diğer Kapsam Dışı Uyuşmazlık Türleri
Bunlara ek olarak bazı uyuşmazlık konuları da arabuluculuk sürecinin dışında bırakılmıştır:
- Kamu Görevlilerine İlişkin Uyuşmazlıklar: Devlet memurlarına yönelik disiplin işlemleri veya görevden alma gibi konular kamu hizmetiyle doğrudan bağlantılı olduğu için arabuluculuk yoluyla çözümlenemez.
- Miras Hukukundaki Tespit Ağırlıklı Davalar: Saklı pay ihlali veya mirasçılık tespiti gibi bazı miras konuları teknik olarak özel hukuk ilişkisi taşısa da, sonuçları itibariyle kamu düzenini ilgilendirdiği için kapsam dışıdır.
- Finans Piyasası Konularında İtirazlar: Finans piyasasına yönelik düzenleyici kurumların kararlarına itiraz süreçleri, idari mevzuat kapsamında yer alır ve özel hukuk tasarrufuna uygun olmadığından dolayı arabuluculuğa konu edilmesi mümkün değildir.
Arabuluculuk, özel hukuk uyuşmazlıklarında taraflara hızlı, mahremiyet esaslı ve düşük maliyetli bir çözüm sunar. Ancak kanun koyucunun belirlediği sınırlar, özellikle kamu düzenini ilgilendiren ve taraf iradesinin ötesinde düzenlenmesi gereken konuların bu sistem dışında kalmasını gerekli kılmaktadır. İleride bu sistemin kapsamının genişlemesi mümkün olsa da, mevcut durumda yukarıda belirtilen uyuşmazlık türleri, sadece adli veya idari yargı mercilerinin yetki alanında çözüme kavuşturulabilir. Böylece kamu düzeni korunurken, bireylerin temel hak ve güvenliği de teminat altına alınmış olur.