Arabuluculuk Bilgi Bankası

Arabuluculuk

Singapur Konvansiyonu ve Arabuluculuk İçin Önemi

Arabuluculuk dünya genelinde uyuşmazlık çözümleri alanında giderek daha fazla tercih edilmeye başlanıyor. Bu bağlamda yapılan önemli uluslararası anlaşmalar, arabuluculuğun farklı senaryolarda tercih edilmesini teşvik ediyor ve süreç sonunda alınan kararların uygulanabilirliğini artırıyor.

Uluslararası ticaret uyuşmazlıkları alanında arabuluculuk süreçleri ile alınan kararların icra edilebilmesi yönünde önemli bir çerçeve oluşturan Singapur Konvansiyonu, ya da resmi adıyla “Uluslararası Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Sulh Anlaşmalarına İlişkin Birleşmiş Milletler Konvansiyonu” bu alandaki en önemli anlaşmalardan bir tanesi olarak öne çıkıyor.

Singapur Konvansiyonu, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuğu resmi, uluslararası düzeyde uygulanabilir ve etkili bir yöntem haline getirerek, arabuluculuk yöntemini güçlü ve bağlayıcı bir yasal zemine oturtan, süreçlerin meşruiyetini artıran bir anlaşma olarak dikkat çekiyor.

Singapur Konvansiyonu Nedir?

İlk olarak 2018 yılında tasarlanan ve 12 Eylül 2020 tarihinde yürürlüğe giren Singapur Konvansiyonu, Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen uluslararası bir anlaşma.

Anlaşmanın temeli, çok uluslu ticaret süreçlerinde arabuluculuğun bir çözüm yöntemi olarak kullanılmasına odaklanıyor. Türkiye’nin de imzalayan devletler arasında yer aldığı bu anlaşma, arabuluculuk ile çözüme ulaştırılan uyuşmazlıklar sonrasında, varılan anlaşmanın uluslararası arenada geçerli olmasına ilişkin bir standart belirliyor.

Bir başka deyişle, Singapur Konvansiyonu sayesinde uyuşmazlıklarını arabuluculuk yöntemiyle çözen taraflar, vardıkları uzlaşmanın bağlayıcı ve geçerli bir hukuki anlaşma haline geleceğinden emin oluyor. Bu da arabuluculuğu uluslararası ticaret süreçlerinde etkili ve kesin çözüm veren bir yöntem haline getiriyor.

Peki, anlaşmanın getirdiği ve anlaşmayı imzalayan ülkelerin kabul ettiği temel maddeler neler?

Singapur Konvansiyonu’nun Kapsamı

Singapur Konvansiyonu, uluslararası nitelik taşıyan ve yazılı olarak düzenlenmiş ticari sulh anlaşmaları üzerinde etki sahibi oluyor. Buradaki en önemli vurgu anlaşmanın çok uluslu yapısı. Singapur Konvansiyonu anlaşma taraflarının farklı devletlerde bulunduğu süreçlerde devreye giriyor.

Anlaşmanın getirdiği en temel madde, Singapur Konvansiyonu’nu imzalayan devletlerdeki mahkemelerin, arabuluculuk yoluyla varılan anlaşmaların icrasını güvence altına almasına dayanıyor. Böylece, uluslararası iki taraf arasında imzalanan bir arabuluculuk anlaşması, yasal olarak uygulanması zorunlu bir belge niteliği kazanıyor.

Örneğin, farklı ülkelerdeki iki şirket arasında çıkan bir sözleşme ihlali anlaşmazlığı, mahkemeye gitmek yerine arabuluculukla çözüldüğünde, Singapur Konvansiyonu sayesinde bu çözüm her iki ülkede de geçerli sayılıyor.

Bunun önemli bir boyutu, bu anlaşmaların bir savunma unsuru olarak da kullanılabilmesinde yatıyor. Taraflardan bir tanesi konuyla ilgili bir dava açmak istediğinde, karşı taraf arabuluculuk anlaşmasını göstererek bu uyuşmazlığın zaten daha önceden çözülmüş olduğunu kanıtlayabiliyor.

Bu süreçlerin uygulanmasına ilişkin bazı kısıtlama ve istisnalar da anlaşma metninde yer alıyor. Aile, miras, iş hukuku gibi alanlardaki uyuşmazlıklar Konvansiyon’a dahil olmadığı gibi, daha önceden bir mahkeme tarafından onaylanarak karar haline gelmiş veya tahkim süreçlerine gitmiş anlaşmalar da kapsam dışında kalıyor.

Bunun yanı sıra, arabuluculuk sürecinin kendisi ile ilgili uygunsuz boyutlar da anlaşmaları kapsam dışı bırakabiliyor. Örneğin arabuluculuk sürecinde ciddi bir usülsüzlük yapıldıysa, anlaşma maddeleri açık ve net değilse veya yürürlükteki yasalara göre geçersiz / uygulanamaz bir anlaşma imzalanmışsa, bunlar istisnai durumlar olarak değerlendiriliyor.

Singapur Konvansiyonu Neden Önemli? Arabuluculuk Özelinde Nasıl Bir Değer Taşıyor?

Spesifik olarak ele aldığı konu açısından bakıldığında, Singapur Konvansiyonu’nun temel değeri uluslararası ticaret anlaşmaları kapsamındaki uyuşmazlıkların arabuluculuk ile çözülmesine getirdiği standartlara dayanıyor.

Bu standartlar sayesinde Singapur Konvansiyonu, arabuluculuk yoluyla yapılan uluslararası anlaşmaların dünya genelinde tanınmasını ve icra edilmesini garanti altına almış oluyor. Singapur Konvansiyonu öncesinde varılan anlaşmaların uygulanmasına yönelik herhangi bir düzenleme olmaması, bu anlaşmanın değerini artırıyor.

Genel olarak arabuluculuk açısından bakıldığında, Singapur Konvansiyonu’nun ana önemi bu süreçler için sağladığı yasal zemine dayanıyor. Bu anlaşma sayesinde, arabuluculuk sadece taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözen bir yöntem olmakla kalmıyor, aynı zamanda süreç sonunda alınan kararlar uluslararası olarak icra edilebilir hale geliyor.

Birleşmiş Milletler tarafından onaylanan bu zemin, arabuluculuğun dünya genelindeki yükseliş trendini daha da güçlendiriyor. Bu şekilde arabuluculuk, uluslararası ticaret uyuşmazlıklarında tercih edilmesi daha avantajlı ve verimli olan bir yönteme dönüşüyor.

Arabuluculuğun bu kadar önemli bir alanda meşru bir yöntem olarak sunulması, bu yöntemin geleceğine ilişkin iyimser bir tablo da çiziyor. Uluslararası ticaret gibi kompleks ve önemli bir alanda arabuluculuğun etkili bir çözüm yöntemi olarak konumlandırılması, ilerleyen süreçlerde hukukun farklı alanlarında da benzer anlaşmaların yapılmasının yolunu açıyor.

Singapur Konvansiyonu’na Dahil Olmak Ne Anlama Geliyor? Şu Anda Kaç Ülke Dahil?

Anlaşmaya katılım, devletlere ciddi oranda esneklik tanıyacak şekilde planlanıyor. Anlaşmanın doğası, belirlenen çerçevenin yalnızca gönüllü olarak bu anlaşmayı imzalayan ülkelerde devreye girmesini sağlıyor. Bu nedenle Singapur Konvansiyonu BM üyesi devletler anlaşma kapsamına girmek istemediği sürece zorunlu herhangi bir uygulama içermiyor.

2025 yılı itibariyle, anlaşmayı imzalamış toplam elli sekiz ülke bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Çin, Japonya, Güney Kore gibi pek çok ülke bu anlaşmayı imzalamış ülkeler olarak dikkat çekiyor. Yazının başında belirttiğimiz gibi, Türkiye de anlaşmayı imzalamış olan ülkeler arasında yer alıyor.

Şu anda anlaşma kapsamında olmayan ülkeler arasında en dikkat çekici olan ise Almanya, Fransa, İspanya ve Hollanda gibi AB üyelerinin eksikliği. Avrupa Birliği tarafında Singapur Konvansiyonu’nun imzalanmaması günümüzde bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor. Fakat burada da anlaşmanın genel değerleriyle bir uyuşmazlıktan ziyade, Avrupa Birliği’nin çok uluslu yapısının bürokratik bir karışıklık yarattığı yönündeki değerlendirmeler sık sık karşımıza çıkıyor.

Anlaşmanın üye ülkeler tarafından bireysel olarak mı imzalanacağı, yoksa AB’nin bir bütün olarak mı bu anlaşmayı kabul edeceği sorusu önemli ve kompleks bir engel teşkil ediyor.[1] Bunun yanı sıra, Avrupa Birliği’nin kendi içinde yürürlükte olan ticaret anlaşmaları da Singapur Konvansiyonu’nun AB tarafından daha detaylı irdelenmesini gerektiriyor.[2]

Bu önemli eksikliğe rağmen, Singapur Konvansiyonu’nun son dönemde arabuluculuk ile ilgili uluslararası olarak atılmış en önemli ve kayda değer adımlardan bir tanesi olduğu aşikar.

Özellikle arabuluculuğun dünya genelinde kabul edilmesi perspektifinden yaklaşıldığında, Konvansiyon bu yöntemin öne çıkan bir uyuşmazlık çözümü haline gelmesinde büyük adımlar atıyor. Uluslararası ticaret gibi karmaşık, yüksek değerli ve sınır ötesi işbirliği gerektiren bir alanda, tarafların arabuluculukla vardığı anlaşmaların hukuken tanınması ve icrası, küresel ticaretin güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini güçlendiriyor. Bu yönüyle Singapur Konvansiyonu, arabuluculuğun küresel yükselişinin en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.


Kaynakça

1 – https://www.nortonrosefulbright.com/it-it/knowledge/publications/376106c1/the-singapore-convention-on-mediation–a-new-enforcement-regime#:~:text=The%20Singapore%20Minister%20for%20Law,states%20should%20sign%20it%20individually.

2 – https://mediate.com/the-singapore-convention-on-mediation-wheres-europe/

https://www.singaporeconvention.org

Türkçe ve İngilizce olarak anlaşma metinleri:

https://adb.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/singapur-konvansiyonu06012021021352